Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

Fotoğrafım

 Firmamız 2008 yılında şu an bulunduğu yerde, İlgili Kamu Kurum ve Kuruluşlarından alınması gerekli tüm Lisans, Çalışma İzin Belgeleri ve Ruhsatları alarak hizmete girmiştir. 

 Bu 8 yıllık dönem içerisinde Ürün ve Hizmet kalitesinden ödün vermeden siz değerli müşterilerimize hizmet vermeye devam etmektedir.  

23 Şubat 2017 Perşembe

TİLYA ÇAYI (zayıflama çayı) Altın Otu+Ihlamur+Kuşburnu

Ayda 4-8 Kilo Verdiren Tilya Kürü Nedir? Nasıl Hazırlanır?

Siz de fazla kilolarınızdan şikayetçiyseniz ve sağlıklı bir vücuda kavuşmak istiyorsanız bu çay tam size göre! Tilya Kürü sayesinde 1 ay gibi kısa bir sürede dilediğiniz vücut ölçülerine kavuşabilir, yağ yakımınızı hızlandırabilirsiniz.

Fazlalıklarımız ister az ister çok olsun, bizi günlük hayatımızda rahatsız eder. Aşırı kilo problemleri ise önemli sağlık sorunlarını tetiklerken hayatlarımızı riske atar. Şimdilerde zayıflamak için binlerce yöntem olsa da kilo vermek, özellikle belli bir yaştan sonra düşündüğümüzden daha zordur. Bu dönem fizyolojik ve psikolojik bir mücadele gerektirir.
Bu dönemde geliştirilen hızlı yöntemler fazla kilolardan kurtulmak adına pek bir başarı getirmez. Nitekim aç kalarak hızlı kilo verebilirsiniz ancak bu kilolaları ileri zamanlarda fazlasıyla geri alırsınız. Bu nedenle sağlıklı kilo vermek istiyorsanız sabırlı olmalı ve doğal yöntemlere başvurmalısınız.
Kısa sürede kilo kaybettiren zayıflama haplarından ve kapsüllerinden kesinlikle uzak durulması gerektiğini belirten Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, bu yolların kalıcı hasarlara hatta ölüme neden olabileceğini hatırlatarak bu şekildeki zayıflama ilaçlarının kas erittiğini de belirtiyor. Bu nedenle Saraçoğlu, sağlıklı kilo vermek için sağlıklı yağ yakımını sağlayan Tilya Kürünü öneriyor.
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ile gündeme gelen Tilya Kürü doğal içeriğiyle, vücudu yormadan kilo verdiren en yeni yöntemlerden biri. Tilya Kürü, doğal ve sağlıklı yollarla yağ yakmayı sağladığından aynı zamanda da kastan kilo vermenizi de engeller.
Bu kürün ana maddesi Tilya; yani halk arasında ıhlamur çiçeği olarak bilinen, yaz döneminde açan, sarı beyaz renklerdeki bir çiçektir. Yaprakları saplı, üst bölümü yeşil, ucu sivri, kenarları dişli, alt kısmı beyazımsı yeşil ve tüylüdür. İçeriğindeki bileşenler sayesinde yağ yakıcı özelliği bulunmaktadır. Yağ yakıcı özelliği sayesinde vücutta fazlalık olan yağların dışarı atılmasını sağlar. Aynı zamanda besin ve mineral değerleri sayesinde vücut için gerekli olan vitamin ve enerjiyi de karşılamış olur. Bu çayın etkisi oldukça kısa bir sürede kendini gösterir. Düzenli kullanım sonucu etkili sonuçlar ortaya çıkarır.
Çayın kullanımı ve hazırlanışı oldukça basit, bununla beraber günlük hayatta kullanıma da oldukça uygun. Etkili sonuçlar için düzenli olarak 1 ay boyunca kullanmanız önerilmekte. Kilo verme hızı ve metabolizma, kişiden kişiye değiştiği için farklı kullanım şekilleri sunulmakta. Bu çayı içerken başka herhangi bir şey yapmanıza gerek yok. Ancak sağlıklı bir diyet ve günlük egzersizlerle bu süreci destekleyebilirsiniz.
Tilya Kürü, emziren anneler için de uygun, fakat 6. ayı geçmiş olmaları önemlidir. Altı aydan sonra gönül rahatlığıyla bu çayı içebilirler ve doğumdan sonra hamilelik sırasında aldıkları fazla kilolarından kurtulabilirler. Doğal bir çay olduğundan herhangi bir yan etkisi görülmemektedir.
Tilya Kürü malzemeleri:
  • 10 gram ıhlamur
  • 10 gram kuşburnu
  • 5 gram altın otu
Tilya Kürü hazırlanışı:
Kaynamakta olan ortalama 750 gr su içerisine 10 gram kuşburnunu, 10 gram ıhlamuru ve 5 gram altın otunu ekleyerek yaklaşık olarak 8 ile 9 dakika arasında kaynatın. Biraz ılındıktan sonra tüketin.
Nasıl kullanılır?
Hazırladığınız Tilya Kürünü gün boyunca minimum 6 saat aralıklarla içmeye çalışın. Kürün yarısını içtikten sonra diğer yarısını içmek için minimum 6 saat bekleyin. Hazırladığınız Tilya çayını günün istediğiniz zamanında tüketebilirsiniz. Ancak metabolizmanızın daha aktif olduğu gündüz vakitlerinde tüketirseniz daha iyi sonuçlar alabilirsiniz. Kürün bir ay süresince kesintisiz olarak uygulanması gerekmektedir.
Tilya Kürü yardımıyla ayda kaç kilo verilir?
Kilo vermek bünyeden bünyeye farklılık göstermektedir. Ancak Tilya Kürü metabolizmanıza göre normal bünyelerde ayda 3-4 kilo, daha kilolu bünyelerde ise 7-8 kilo zayıflamanıza yardıcı olacaktır.



17 Şubat 2017 Cuma

KANSERİN ÇARESİ; PAÇA ÇORBASI VE YOĞURT....




‘Kanserin çaresi paça çorbası ve evde yapılan yoğurt’

Onkoloji uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, kanserin DNA ya da hücreyle değil bağ dokuyla alakalı olduğunu iddia ediyor. Kemoterapiye karşı çıkan Dr. Dizdar, hastalığın tedavisi için ev yapımı yoğurt yenmesini, paça çorbası içilmesini tavsiye ediyor.
Çapa Tıp Fakültesi’nden onkoloji/farmakoloji uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kanserin sebebinin DNA veya hücrelerde değil, hepsinin içinde yaşadığı bağ dokusunda aranması gerektiğini söylüyor. Dizdar, karar.com’dan Ürün Dirier’in haberine göre hastalara en güçlü toksin temizleyicisi olarak ev yoğurdunu, en güçlü doku yenileyici olarak da paça çorbasını tavsiye ediyor.
Kanserin asıl sebebi nedir sizce? Bu konuda çok tartışmalı iddilarınız var…
Kanserin çoğunlukla düşünüldüğü gibi DNA hasarı veya hücresel bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Sorun bağ dokuda. Eğer siz bağ dokusunu bozarsanız hasta artrit de olabilir, diyabet de, kanser de, kalp hastası da… Zaten sadece kanserde değil tüm hastalıklarda genel bir artış söz konusu. Demek ki geniş bir popülasyonu etkileyen bir etken var.
Nedir bu etken?
Bunun en önemli etkeni bana göre ilaç endüstrisinin tamamıyla gıda endüstrisinin içine girmiş olmasıdır. Bozulmayan sütler, yumurtalar, ekşimeyen yoğurtlar, aylarca saklanabilen katkı maddeli yiyecekler, antibiyotikle 40 günde büyütülmüş piliçler… ABD’de kanser 1950’lerde sorun olmaya başlıyor. Çünkü ilaçla çok hızlı büyütülen piliç endüstrisi 40’lardan sonra pazara hakim oluyor. Piliç diyorum tavuk demiyorum. Çünkü bu yediklerimiz tavuk değil, başka bir canlı. Bağ dokusu bozulmuş hasta bir canlı.
Kimyasallar tıpkı piliçte olduğu gibi bizimde mi bağ dokumuzu bozuyor?
Evet aynen öyle. Siz bağ dokusunu bozduğunuzda, onun içinde yaşayan kemik iliği ve karaciğer hücresi gibi hücreleri de etkiliyorsunuz. Eğer bu doku onarılabilirse kanser dahil pek çok hastalık da kendiliğinden iyileşecektir. Yani benim düşünceme göre sorun hücre veya DNA’da değil kalıpta. Beslenmedeki aşırı farklılaşma nedeniyle, hammaddeye bağlı olan bağ doku yapı değiştiriyor. Bunun sonucunda 20 yaşındaki bir kız bile meme kanserine yakalanabiliyor. Mesela yeni nesilde boy uzun, kemikler iri diye bunun iyi beslenmeyle alakalı olduğunu söylüyorlar. Oysa formun değişmesinin sağlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Bu form değişiminin sonuçlarını ileriki yıllarda göreceğiz.

KEMOTERAPİ YERİNE…
Kemoterapi hakkında şüpheli olduğunuzu biliyoruz. Kemoterapiye bakışınız nedir?
Biz şu an tıbbın boşluk ve tanımsızlık dönemindeyiz. Eğer kanserli bir hastaya tedavi uygulanmazsa ne olacağını bile bilmiyoruz. bu hastalara kemoterapi yaparak iyilik mi kötülük mü yapıyoruz belli değil. Bence hastanın beslenme koşullarını düzeltip kontrol etmek daha faydalı olabilir. Kemoterapi belli bir yerden sonra faydadan çok zarar getiriyor. Kemoterapi bağ dokusunu oluşturan kolajeni yıkıyor. 4 kür, 6 kür kemoterapi demek sürekli olarak hastayı kaynaklardan mahrum bırakmak demek. Bu kolajen yapının yerine konulması şart. Aksi halde bir süre sonra enfeksiyonlar başlıyor. Hastaların büyük kısmı zaten kanserin kendisinden değil, kemoterapinin yan etkisinden ölüyor.
PAÇA ÇORBASI YARARLI
Hastalara ne tavsiye ediyorsunuz?
Bir kanser hastası paça çorbası içmeli. Kolajen tüm hayvanların iskelet sisteminde yoğun olarak bulunur. Ama paçada özellikle fazlaca bulunur. Kolajen moleküllerinin bağlanmasında da C vitamini aktiftir. O yüzden hastalara tavuk suyuna limonlu çorba içirilirdi. Ama bugün gerçek tavuk kalmadığı için tavuk suyunda kolajen de yok. O sebeple paça tavsiye ediyorum. Kolajen tüm dokuları baştan sona yeniler.
YOĞURDU EVDE YAPIN
Kimyasallardan vücudumuzu temizlemek için ne önerirsiniz?
Vücut toksik madeleri bir yere kadar tolere eder ama güvenlik sınırı olarak ısrarla söylüyorum ki yoğurt gerçek olmak zorunda. Vücudu kimyasallardan temizleyecek en önemli unsur yoğurttur. Mutlaka hastaların ev yoğurdu yaparak yemeleri gerekiyor. Çünkü markette satılanlar gerçek yoğurt değil. Sütün de gerçek olması gerek. UHT süt, işlem görmüş süt gerçek süt değildir. İçinde yaşam yoktur. İki proteini birbirine bağlayan sülfür molekülünün en güçlü kaynağı süttür. 
Kaynak;karar.com/ Ürün Dirier 


16 Şubat 2017 Perşembe

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?


Balık yanında yoğurt yenmeyeceğini hepimiz duymuşuzdur; Peki gerçekte nedir bunun doğrusu? Bilinenin aksine balık, taze olarak tüketilecekse yanında yoğurt yemenin bir sakıncası yoktur. Zehirleyen şey; balıklarda bulunabilen histamin proteini. Yoğurtta da bulunan bu madde bayat balıkla birlikte yendiğinde vücutta artıyor ve alerjik bünyelerde kaşıntı, kusma gibi reaksiyonlara neden olabiliyor.
Balıklarla ilgili yanlış bilinen bir gerçek daha; balıkların hafızasının saniyelerle sınırlı olduğudur. Oysa Japon balığı en az üç aylık bir hafızaya sahiptir.
Coca cola gerçeği de yanlış bilinenler arasında; Dünya üzerinde en çok tüketilen gazlı içecek olan kolada alkol bulunmaz.

Sivrisinek Vızıltısı;Gece uykularınızı kaçıran ve o hiç sevmediğiniz sivrisinek vızıltısının sineklerin ağzından çıkan bir ses olduğunu zannediyor olabilirsiniz. 
Oysa bu ses, sivrisineklerin saniyede 500 kez kanat çırpmasından meydana gelmektedir.
Kelebeklerin ömrü bir gün değildir; Bazı ergin kelebeklerin ömrü 1-2 aya kadar uzayabilir.
En yüksek C Vitamini Portakaldadır; Soğuk algınlığı rahatsızlıklarında vücudumuzun en çok ihtiyacı olan vitamin C vitaminidir ve en yüksek C vitamininin portakalda olduğunu düşünürüz. Peki soğanda portakaldan çok daha fazla C vitamini bulunduğunu söylesek?
Karıncaların Çift Midesi vardır ama Neden; Bir çekirdek kabuğunu sırtlanmış giden karıncaların kendileri kadar anatomilerinin de paylaşımcı olduğunu biliyor muydunuz? Karıncalarda pek çok canlı gibi 1 tane mide bulunduğunu düşünürüz ancak insanlarla benzer bir toplumsal yaşam kurma özelliğine sahip olan karıncalarda 2 adet mide bulunur. Birinde kendi yiyeceğini, diğerinde öteki karıncalarla paylaşacağı yiyecekleri biriktirir. 

Domatese Sebze deriz;  Bu bilgi Yanlıştır. Beslenme konusunda da kimi yanılgılarımız var. Sebze sandığımız bazı besinler meyve, meyve olduklarını düşündüklerimiz de aslında sebze olabiliyor. Domates de bunlardan biri. Yemeğin içine katabiliyor olmamızdan dolayı sebze olduğu düşünülen domates, bitki bilimine göre meyvedir. Çünkü meyveler, içinde etli veya kuru çekirdek olarak adlandırılan tohumları bulunan yiyeceklerdir.
En güçlü Kasımız Dilimizdir; Ne göğüs ne de karın kası, insan vücudundaki en güçlü kas dildir.
Kallbimiz her hapşırdığımızda durur; Yaşadığımız sürece hiç durmadan çalıştığını düşündüğümüz kalbimiz aslında hapşırdığımız zaman bu refleks ile birlikte durur. Hayatımız boyunca her hapşırdığımızda kalbimiz o anlık durur ama bu bizim hayatımızı sonlandırmaz ve yaşamaya devam ederiz.
Bazen de okuduğumuz bir haber bizi uyandırır ve artık doğru bilgiler hafızamıza yenilerini eklemişizdir. 
KAYNAK; www.mynet.com 


15 Şubat 2017 Çarşamba

BEL VE BASEN BÖLGESİ ERİTEN KOLAY DİYET ....



Günümüzde hazır gıdaların yoğun tüketimi ile birlikte bölgesel yağlanma tüm hanımların öncelikli sorunu olmaya başladı. 

Bu nedenle Yemyeşil Aktar Baharat olarak, sizlerle bu diyeti paylaşmak istedim.


Sınırsızca büyüme özelliğine sahip yağ hücrelerine dur diyoruz! 

Savaşımızı başlattık, bu sefer kazanan biz olacağız! 

Yapmanız gereken şey, bu doğal kürü uygulayıp sabretmek...


basen-eritme-hareketleri_646x340
• Basen bölgesi yağlanması genellikle genetik olarak vücuttaki yağ hücrelerinin o bölgede daha fazla bulunması ile oluşur. 
• Yağ hücreleri sınırsız büyüyebilme özelliğine sahiptir. Basen bölgesi yağları karın yağlarına göre daha zor yağlardan oluşur ve kilo verirken çok sabırlı olmak gerekir. 
• Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var.
karbonhidrat-ve-protein
• Özelikle protein içeren besinler tüketilmelidir. 
• Tavuk, balık, peynir ve yoğurt gibi besinler daha sık tüketilmelidir. 
• Her gün mutlaka 1 saat yürüyüş ve koşu yapın. Yani 4 dakika koşu 4 dakika yürüyüş şeklinde spor yapın. 
• Çok yağ içeren cips ve çikolata gibi abur cubur besinlerden uzak durmalılar. 
• Salata ve sebze yemeklerini beslenme planlarına daha sık eklemeliler. 
• Günde en az 2 litre su içilmelidir. 
• Taze zencefil çayı kaynatılarak her gün 1 fincan tüketilebilir.
pazili-corek-otlu-cacik-611
• 50 gr yağsız lor peyniri 
• 2 fındık büyüklüğü rendelenmiş taze zencefil 
• 1/2 adet kırmızı tatlı biber 
• 1 tatlı kaşığı zeytinyağı 
• 1 çay kaşığı çörek otu
Hazırlanışı:
Malzemeleri bir tabağa sırayla ekleyin ve karıştırın. 1 hafta boyunca akşam yemekleri yerine, yanında yeşil salata ile tüketebilirsiniz.
• 1 lt sıcak su 
• 1 fındık kadar taze rendelenmiş zencefil 
• 5-6 adet karanfil 
• 2 dilim limon 
• 2 çubuk tarçın 
Gün içinde öğleden sonra ve ara öğünü olarak her gün tüketilebilir 
Kaynak: Mynet Yemek

  Beylikdüzü / İstanbul

13 Şubat 2017 Pazartesi

KANSERLİ HÜCRELERİ VÜCUDUNUZDAN UZAK TUTUN !!!


Karbonat ve Bal Karışımı Kanseri Vücudunuzdan Uzak Tutuyor.....

Herkesin mutfağında bulunan karbonat ve bal karışımı vücudu kansere karşı nasıl koruyor?

Kanser hücreleri ''şekeri'' sever ve bu karışım "şekere aç" kanser hücrelerini hedef alır.
Kısaca şöyle özetleyebiliriz;
Şekere aç kanser hücreleri normalden 15 kat daha hızlı glikoz tüketimi için çaba gösterir. Isıtılıp hazırlanan bu alkalik bikarbonat karışımı, şeker bakımından zengin ve sağlıklı bal ile karıştırıldığında, bu hücrelere gizlice karbonat sokar. 
Bu durumu hücrelere giren "Truva Atı"na benzetebiliriz. 
Alkali karbonat kanserli hücreleri infaz edip bu hücrelerin normale dönmesini sağlar. Veya, kanserli hücreyi öldüren hızlı bir pH değişimine neden olarak alkali bir etkiye sahip olur. Alkalileştirici şok dalgası, kanser hücrelerine oksijen alarak, tolere edemeyecekleri kadar oksijen sağlar. 
Böylece kanser hücresinin büyümesine neden olan şeker hücreye girmeden engellenir ve etkisiz hale getirilir.

İşte bu ev yapımı mucizevi karışımın tarifi:

Malzemeler
  • Karbonat
  • Bal
Yapılışı
** Her 1 tatlı kaşığı karbonat için 1 yemek kaşığı bal kullanın.
4 yemek kaşığı bal ve 4 tatlı kaşığı karbonatı karıştırın. Bu size bir hafta kadar yeterli olacaktır. Karışımı buzdolabında saklamayın!
Kullanışı
En fazla 1-2 ay boyunca bu karışımdan günde 1 tatlı kaşığı tüketin. Karışımı yemek saatlerinden önce almamaya dikkat edin. 
Bu terapi süresinde diyetinizi değiştirmeli; kırmızı eti azaltarak şeker ve un tüketimine son vermelisiniz.
NOT: Şeker rahatsızlığı olanlar doktorlarına danışarak kullansın... 


5 Şubat 2017 Pazar

YERE DÜŞEN BİR ŞEYİ YEMEK ZARARLI MI?


Yere düşen herhangi bir yiyeceğin beş saniyeden fazla yerde kalmadığı sürece mikrop taşımadığı kanısı yaygındır. Bu inanç ne kadar bilimseldir?


Yere düşen herhangi bir yiyeceğin beş saniyeden fazla yerde kalmadığı sürece mikrop taşımadığı kanısı yaygındır. Bu inanç ne kadar bilimseldir?
Yere düşen yiyecekler gerçekten de beş saniyeden az kaldıkları sürece yenecek kadar güvenli midir, yoksa gözle görülmeyen zararlı mikroplarla mı doludurlar?
Önce şunu netleştirelim: Düşecek bir yemeğe saldırmak için bekleyen bakteri sürüleriyle dolu değildir yerler.
Bu bakteriler zaten her yanımızı çevrelemiş durumdadır. Yeni silinmiş yerde bile vardır bakteri.
Bilim insanları, yere dokunduğu anda yiyeceğin kirlendiğini söylüyor.
'Bakteri denizi'
2015'te yapılan bir araştırmaya göre, evlerdeki toz-kir içinde 9 bin farklı tür mikrobik canlı bulmak mümkün. Bunların 7 binini bakteriler oluşturuyor; ama çoğu zararsız.
Bu bakteriler her yanımızdadır: Ellerimizde, yüzümüzde, evimizde. Dökülen derimiz, soluduğumuz hava bakteri doludur.
En temiz mutfak tezgahı bile bakteriyle doludur.
Chicago Üniversitesi'nden mikrop uzmanı Jack Gilbert, "Mikroorganizmalardan kaçınmanız mümkün değildir. Aslında bir bakteri denizi içinde yaşıyoruz” diyor.
Araştırmalar, her bireyin bir saat içinde çevresine 38 milyon bakteri hücresi saldığını gösteriyor.
Gilbert, mikroorganizmaların tehlikeli olduğu ve "hepsini öldürmek gerektiğine” dair söylemleri 100 yıldır kullandığımızı, ama bu konudaki paranoyamıza rağmen, hastalık yapan mikrop kapma olasılığını hiç anlamadığımızı belirtiyor.
Hangi koşulda yenebilir?
Çevrenin normal ölçülerde temiz olduğu durumda yere düşen bir yiyeceği alıp yiyeceğini söylüyor Gilbert. "Ama mikrop yuvasına düştüğünde değil elbette” diyor.
Hatta daha da ileri giderek, yerleri ya da tuvalet oturağını bile yalamanın büyük ihtimalle sizi hasta etmeyeceğini söylüyor.
Ama evde biri hasta ise ya da hijyen kurallarına pek uyulmayan bir ülkedeyseniz bunun geçerli olmayacağını vurguluyor.
Etrafımızda elbette bazı hastalık yapan mikroplar da var. Ama bu mikrobun yerde olması demek, büyük ihtimalle mutfak tezgahında ya da kapı kollarında da olması demektir. Yani yere düşen yiyeceği yiyip yememenizden bağımsız olarak hastalanabilirsiniz.
Salmonella bakterisi
Aslında genel uyarılar burada da geçerlidir. Örneğin yerde Salmonella virüsü varsa düşen yiyeceği yemek sizi hasta edebilir.
2006'da yapılan bir araştırmada, düşen yiyeceğin yerde beş saniye kalması halinde bu virüsün bulaşma ihtimalinin bir dakika kalmasına oranla daha az olduğu görüldü.
Mikropla kontak yararlı
Bakteri dünyasıyla aramızda sihirli bir bariyer yoktur; en itinalı temizlik bile onları bizden uzak tutamaz.
Aslında mikrop dünyasıyla kontak halinde olmak yararlıdır da.
Uzmanlar, yiyeceğinizi doktor muayenehanesinde ya da tuvalette düşürmediğiniz sürece mikroplara maruz kalmanın iyi bir şey olduğunu söylüyor.
Zira etrafımız mikroplarla dolu bir şekilde evrim geçirdik. Araştırmacılar, insan türünün evriminde mikropların önemli bir rol oynadığına inanıyor.
Henüz küçükken etrafımızdan çok sayıda mikropla kontak halinde oluruz. Çocuk iki yaşına geldiğinde aşina olduğu "mikrop çeşitleri” hemen hemen bir yetişkinin seviyesine ulaşmış olur.
Uzmanlar, yere düşen yiyeceğin kapacağı mikropların bağışıklık sisteminin gelişmesine yardımcı olacağını belirtiyor.
Derimizde bile çok sayıda bakteri vardır.
Aşırı hijyenik ortamlarda bağışıklık sisteminin iyi gelişmeyeceği söyleniyor.
Kısacası, beş saniye kuralı bir saçmalıktan ibaret diyebiliriz. Eğer ortamda hastalık yapıcı bir mikrop varsa, düşen yiyecek çok daha kısa süreyle yerde kalmış olsa bile hastalığı önlemeyecektir.
Diğer zamanlarda ise yerden bir şey alıp yemekte sorun yoktur zaten.
Ama yine de tuvalet oturağını yalamaktan kaçınmak gerekir tabii ki!
Bu makalenin İngilizce aslını BBC Earth sayfasında okuyabilirsiniz. 
kaynak; BBC Türkçe 

8 Ocak 2017 Pazar

BU KREM MUCİZE YARATIYOR.....



YÜZLERCE YILDIR RUSLAR TARAFINDAN KULLANILAN ,EKLEM AĞRILARINI DOĞAL TEDAVİ İKSİRİ
Romatizma
Kireçlenme
Eklem ağrıları
 

 

Malzemeler:
1 yemek kaşığı süzme bal 1 yemek kaşığı öğütülmüş acı hardal tohumu tozu
1 yemek kaşığı kaya tuzu yada Himalaya tuzu ince öğütülmüş
1 yemek kaşığı kabartma tozu (Karbonat)



 
Cam bir kaseye tüm malzemeyi koyun, güzel ve homojen bir karışım elde edinceye kadar iyice karıştırın içine çok az su yada sızma zeytinyağı katarak krem görüntüsü oluşana kadar karıştırmaya devam edin ve bu karışımı bir krem kabı içine aktarınız.

Kullanım şekli :
Ağrıyan bölgenize , el, bilek , dirsek, diz , ayak .....vd .krema şeklindeki bu karışımdan sürün üzerine streç film yada bir yünlü kumaş, tercihen bir eşarp ile sarın.
Ama, dolaşımı bozmaması için yeterince gevşek bıraktığınızdan emin olunuz ,
1.5 -2 saat kremi üzerinde bırakın. Daha sonra yıkayınız.

Eğer gece uyurken yapabilirseniz daha da etkili olacaktır ancak uygulama yaptığınız alanı fazla sıkmadığınızdan ve dolaşımı bozmadığınızdan emin olunuz .
Uygulama alanını sabah yıkayabilirsiniz.

Ağrılarınız geçinceye kadar aynı tedaviyi hergün tekrarlayın.
İlk uygulamadan sonra bile ağrılarınızın azaldığı ve rahatlamaya başladığınızı fark edeceksiniz .
Bu karışımdaki miktarlar küçük alanlar için örneğin parmaklar , el gibi , bir kaç tedavi için yeterlidir, uyguladıktan sonra kalanını bir kavanoz içinde buzdolabında saklayınız.

Ayrıca bu uygulamanıza destek amaçlı olarak aşağıdaki karışımı da hazırlayıp tüketirseniz eğer çok daha kısa sürede faydasını görmeye başlayacaksınız.
Ağız yolundan doğal destek için karışım formülü :
2 tatlı kaşığı Zerdaçal
1/2 çay kaşığı taneden yeni çekilmiş Karabiber
1 Tatlı kaşığı Zencefil
1 yemek kaşığı Yemeklik Hindistan cevizi yağı yada Sızma zeytinyağı içinde iyice karıştırarak her gün yerseniz inanılmaz faydasını göreceksiniz


Not : Bu karışım sizi aynı zamanda Kansere karşıda koruyacaktır ve tedavinize de yardımcı olacaktır .
Zerdaçallı karışımın yeme şeklinde kullanım süresi hakkında önemli not :
Bu karışımı 2 ay tüketip, 3 hafta ara verecek şekilde
yada
3 ay tüketip 1 ay ara verecek şekilde kullanınız .

Önemli : Bu karışımın içinde Zerdaçal olduğundan , şiddeti Demir eksikliği anemisi,
Reflu ve şiddetli Karaciğer ve Safra kanalı fonksiyon bozukluğu sorunu olanların bunu tüketmemeleri gereklidir.

Keza ; Sabah kahvaltısı esnasında ve Gece yatmadan önce , % 100 Vişne suyundan ,
1 Bardak içmeyi de mutlaka alışkanlık haline getiriniz .

Vişne suyu içerisinde ki yüksek Anthocyaninler sayesinde doğal anti-enflamatuar etki göstererek kas ve eklem dejenarasyonlarını geriye çevirebildiği , keza gut hastalığında ürik asit seviyesini düşürdüğü , kilo vermeye yardımcı olduğu , stres hormonu olan Kortizol seviyesini düşürdüğü , kalp krizlerini önlediği ,
kolesterolü düşürdüğü , kanser hücrelerinde proğramlı ölümü başlattığı , metastazı engellediği ,
Alzheimer ve Parkinson hastalarında yaşam kalitesini artırdığı , sinir hücrelerini koruduğu klinik çalışmalarla gösterilmiştir .

Yatmadan önce içilen 1 bardak % 100 Vişne suyu aynı zamanda ,Melatonin salınımını artırarak iyi ve kaliteli bir şekilde uyumanıza ve hormonal sisteminizin düzenli çalışmasına da yardımcı olacaktır.
% 100 Vişne suyu bulmanız zor olacaksa eğer , marketlerden dondurulmuş Vişne alarak bunlardan 1 bardak dolusu kadarını , Smothie blender ( yani Yüksek hızlı blender -buz kırma fonskiyonlu ) , Arçelik firmasında mevcut ) dan geçirerek suyunu evde kendiniz hazırlayabilirsiniz . Böylece içine şeker yada tatlandırıcı katılmadığından da emin olabilirsiniz.

ROMATOID ARTHRIT problemi olan kişiler için özel bilgilendirme :
1- Besin Intolerasyon testi yaptırmayı unutmayınız .. besin tahammülsüzlüğü olduğu besinleri mutlaka beslenme rejiminizden çıkartmaya özen gösteriniz.
2- İçinde GLUTEN olan BUĞDAY unundan yapılan TÜM unlu mamülleri hayatınızdan çıkarınız . Sadece Mısır ekmeği kullanmaya özen gösteriniz.
Keza Gluten içeren , arpa, çavdar ve yulaf içeren her türlü ekmek,
simit, poğaça, kek, pasta, börek, çörek, bisküvi, makarna, pizza, ketçap, salça, hazır çorbalar ve salata sosları, hazır yoğurt, rokfor peyniri, jambon, , aromalı kahve, meyan kökü ve soya sosu çikolatalı süt, mayonez, dondurma, alkollü içeceklerden: bira, cin, viski de beslenme rejiminizde bulunmaması gerekenlerden önemli olanlarıdır.

3- Probiyotik içeren besin maddelerinden tüketimine özen gösteriniz ( Ev yapımı , içinde sirke kullanılmamış Turşular ( Salatalık, Pancar, Lahana gb ) ,
keza orijinal %100 Nar ekşisi ve Boza tüketimine de özen gösteriniz.
ve Eczacınızla konuşarak Enterik kaplı Probiyotik takviyesi de alarak kullanabilirsiniz. Tiroid ile ilgili problemi olanlar , Lahana turşusu yerine salatalık yada pancar turşusunu tercih edebilirler.

4- Süt ve taze süt ürünlerinden ( taze peynir, krem peynir , süzme peynir vb ) uzak durunuz .
Süt ürünü tüketmeden yapamam diyenler içinse ; Sadece ev yapımı , %100 keçi sütünden yapılmış keçi lor peyniri , keçi yoğurdu ve eski klasik peynir (en az 6 ay dinlenmiş ) eski kaşar , gravyer peynirinden azar miktarda kullanmaya dikkat ediniz Çünkü ;taze süt ürünleri enflamasyonu artırmaktadır ve süt ürünleri tükettiğiniz sürece Romatizma ağrısı çekmeye devam edeceksiniz, bu sebeple süt ürünlerinden mümkün mertebe uzak durunuz.

5- D vitamini seviyenizi mutlaka ölçtürünüz ( 25(OH) D3 ) , eksikliği durumunda doktorunuzun size önerdiği dozda takviye alınız. Doktorunuza sorarak yanında mutlaka Magnezyum, Mena K2 vitamini ve Boron ( Günde 6-9 mg ' a kadar ) takviyesi de almayı da unutmayınız ... !!!
Özellikle Boron arthrite bağlı ağrı tedavilerinde çok önemlidir ve başlı başına tedavi etkinliği sağlamaktadır . Bu hususa özellikle dikkat ...!!!

6- Haftada 2- 3 kez , Paça çorbası ve Kemik suyuna pişmiş çorbalardan tüketmeyi unutmayınız ( içeriğinde Bağ doku ( Kollajen ) ve kök hücreler , Arthritin tedavisinde destek sağlayacaktır.
7- Deterjanlardan uzak durunuz ...Organik temizlik malzemeleri kullanmaya dikkat ediniz.
8- Haftada en az 3 gün ANANAS yemeye dikkat ediniz . Günlük ananas tüketim miktarı ortalama 3 parmağınızın kalınlığı kadardır. Daha fazla tüketmeyiniz.
Ananas bulmanız zor ise , Doktorunuzla konuşarak içeriğinde BROMELAIN ENZIMI olan , gıda takviyesini Eczaneden alıp kullanabilirsiniz.
Bromelain enzimi aynı zamanda sindirime yardımcı olurken Kanserden korunmanıza da takviye olacaktır .

9- Omega-3 desteği için özellikle Balık, Semiz otu ,Badem, Ceviz, Kuru Fasulye, Yeşil yapraklı sebze tüketimine dikkat edilmelidir . Özellikle Omega-3 yağ asidi seviyesi çok yüksek olan , Organik Keten tohumundan günde 1 yemek kaşığı Keten tohumunu döverek yada Siemens marka küçük Kahve çekme makinesinde çekerek ( bilginizin olması açısından bu kahve öğütme makinesinin fiyatı yaklaşık 90. TL'dir , 10 saniye içinde,1 -2 yemek kaşığı keten tohumunu , çörek tohumu vb. tohumları un haline getirmekte ve sindirime ve kolay yemeye uygun hale getirmektedir, dolayısıyla evinizde bulunmasında fayda var , muadili olan başka bir markayı da alabilirsiniz) un haline gelen Keten tohumunu salatanızın üzerine yada %100 keçi yoğurdunun üzerine serperek tüketebilirsiniz.
Keten tohumu her seferinde taze olarak hazırlanmalıdır çünkü çok kısa bir süre içinde okside olmaktadır dolayısıyla bir kaç günlük hazırlanması ÖNERİLMEZ !!! Keten tohumu unu , her gün taze olarak hazırlanmalı ve hemen tüketilmelidir . Haftada en az 2-3 kez Omega-3 yağ asidi yönünden zengin bu besin maddelerinden yemeye özen gösteriniz. Yukarıdakileri yapamadığınız durumlarda ise ; takviye olarak Kaliteli Balık yağı kapsüllerinden de kullanabilirsiniz. ( 3 gr kadar ) .
Ancak kan inceltici, pıhtılaşma önleyici ilaç kullanıyorsanız Balık yağı kullanımı önerilmemektedir. Bu hususa lütfen dikkat . Dolayısıyla mutlaka doktorunuza danışmayı unutmayınız ...

10- Keza BOSWELIA ekstraktı da özellikle Romatoid Arthrit tedavisinde sabah ,ve akşam 1 adet ,dozlarında pek çok bilimsel çalışmada önerilmektedir .
Doktorunuz onayladığı takdirde destek tedaviniz içine eklenebilir.

11- Yemeklerinizde , yağ olarak sadece Sızma zeytinyağı, Organik Hindistan cevizi yağı yada Keçi terayağı kullanınız, diğer tüm yağlardan ise uzak durunuz.
Şifa olsun
 ...
KAYNAK:  YEMYEŞİL AKTAR
Alternatif ve Holistik Sağlık


www.yemyesilaktarbaharat.com 
wwwyemyesilaktar.com