Çamlık Cad. No:1 Fatih Sultan Mehmet Camii Altı Onur market Avm Beylikdüzü/İstanbul

Fotoğrafım

 Firmamız 2008 yılında şu an bulunduğu yerde, İlgili Kamu Kurum ve Kuruluşlarından alınması gerekli tüm Lisans, Çalışma İzin Belgeleri ve Ruhsatları alarak hizmete girmiştir. 

 Bu 8 yıllık dönem içerisinde Ürün ve Hizmet kalitesinden ödün vermeden siz değerli müşterilerimize hizmet vermeye devam etmektedir.  

1 Aralık 2016 Perşembe

ARDIÇ AĞACININ İLGİNÇ HİKAYESİ...









Hiç mi içiniz sızlamadı


Türkiye’nin en verimli ardıç ormanına iş makineleriyle dalıp, yüzlerce ardıç ağacını vahşice katlettiler. 


Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Yeniköy’deki ardıç ormanlarına geçtiğimiz yıl mermer ocağı izni verildi. Ancak bu bölgenin Türkiye’nin en verimli ardıç ormanlarını barındırıyor oluşu, mermerciliğe verilen iznin tepki çekmesine neden oldu. Buna rağmen Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden (MİGEM) 100 hektarlık alan için aldığı maden ruhsatı ile ardıç ormanına iş makineleriyle dalan İstanbul merkezli ‘Plato Mermer’ adlı firma, alandaki yüzlerce ağacı keserek ormanın kalbine doğru ilerlemeye başladı. Isparta’daki ilgili tüm kurumların da bir sakınca görmeyerek izin verdiği ardıç ormanı katliamına tanık olan köylüler ise çaresizlik içinde bu vahşi yıkımı seyrediyor. 


Oldukça geniş kullanım alanıyla Anadolu uygarlıklarının gelişiminde önemli rolü olan ardıç ağaçları, bir zamanlar Türkiye’nin hemen her bölgesinde yayılış gösteren bir türdü. Özellikle Torosların kireçtaşı kayalıklarında boylanan anıtsal ardıç türleri, su ve toprak gereksinimi en az olan kanaatkar yapısıyla zamana meydan okuyarak binlerce yıldır varlığını sürdürdü. Ancak yüksek enerjisi nedeniyle binlerce yıldır demir atölyelerinde yakacak olarak kullanılan ardıç ağacı, mobilyadan parfüme, yün boyamadan sarnıç ve fıçı yapımına, yay ve müzik aletlerinden gıdaya, beşikten mezara uzanan geniş kullanım alanına sahip olması ardıç ağaçlarının hızla sonunu getirmeye başladı. 




ARDIÇ KUŞUNU TAKLİT EDEREK ORMANCILIKTA DEVRİM YAPTI 
Yalnızca ardıç kuşunun taşlığından geçerek çimlenebilen özelliği nedeniyle kültürde fidan üretimi gerçekleştirilemediği için de ardıç ormanları yenilenemiyordu. 2006 yılında Orman Yüksek Mühendisi Hazin Cemal Gültekin’in, Isparta Eğirdir’de gerçekleştirdiği buluşla dünya ormancılık tarihinde bir devrime imza atılmış, doğal malzemelerle ardıç kuşunun sindirimi taklit edilerek ardıç ağacı tohumlarının çimlendirilmesi sağlanmıştı.
                                                            
TÜRKİYE 10 YIL SÜREYLE ARDIÇ EYLEM PLANI YÜRÜTTÜ, 175 MİLYON HARCANDI
Bu başarılı buluşun ardından bozuk ardıç ormanların iyileştirilmesi için dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ‘Ardıç Ormanlarının Rehabilitasyonu Eylem Planı’ başlıklı bir çalışma başlatıldı. 2006 yılında başlatılan ve 2015 yılına kadar süren ardıç eylem planı kapsamında toplamda 300 bin hektarlık bozuk ardıç ormanının verimli hale getirilebilmesi için 175 milyon lira bütçe kullanıldı.
KORUNMASI GEREKEN ARDIÇ ORMANLARI KATLİAMA AÇILDI
Ancak 2004 yılında değiştirilen maden yasasının ardından vahşi madenciliğin saldırısına hedef olan ağaç türlerinin başında koruma altındaki ardıç ağaçları gelmeye başladı. ‘Bozuk orman’ olduğu gerekçesiyle birbiri ardında ardıç ağaçlarının yayılış gösterdiği alanların mermer ve taş ocaklarına tahsis edilmesi, yaklaşık 10 yıl süren ve yüzlerce milyon lira ve emek harcanarak uygulanan ardıç eylem planını boşa çıkardı. 
TÜRKİYE’NİN EN VERİMLİ ARDIÇ ORMANINI ÇİN’E TAŞ SATMAK İÇİN YOK EDİYORLAR
Isparta’nın Sütçüler ilçesine bağlı Yeniköy ve çevresi de Türkiye’nin en nitelikli ardıç ormanlarını bünyesinde barındırıyor. Bu bölgede ardı ardına mermer ve taş ocağı ruhsatı verilmesi tepkileri de beraberinde getirdi. İstanbul merkezli olduğu öğrenilen ‘Plato Mermer’adlı firma, Yeniköy’deki yaklaşık 100 hektarlık alanda aldığı mermer ocağı işletme ruhsatının ardından tüm tepkilere rağmen ardıç kıyımına başladı. Yüzlerce ardıç ağacının vahşice yok edildiği alanda mermer çıkarmaya başlayan firmanın Çin, Hindistan ve Tayland gibi tedarikçi ülkelere işlenmemiş mermer ihraç ettiği öğrenilirken, firmanın ortaklarından birinin ise Tayvanlı olduğu belirtildi. 
                                                              



‘TÜRKİYE EN VERİMLİ ARDIÇ ORMANINI SONSUZA KADAR KAYBEDECEK’
Bölgedeki ardıç ağacı kıyımına tepki gösteren Yukarı Köprüçay Havzası Koruma Platformu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin tüm ardıç ormanlarının kalbi sayılabilecek olan Yeniköy, Zengi Yaylası ve çevresinde mermercilik faaliyetine izin verilmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Zengin yaban hayatına ev sahipliği yapan ardıç ormanları ayrıca hiçbir bakanlığın kaydında bulunmayan sahipsiz yılkı atlarının da yaşam alanıdır. Bölgedeki orman katliamının bir an önce durdurulmasını istiyoruz. Aksi halde birkaç ay içinde Türkiye en nitelikli ardıç ormanlarını sonsuza kadar kaybedecek” ifadelerine yer verdi. 
                                                 

ISPARTA, ÜLKENİN ARDIÇ ORMANLARININ YÜZDE 12’SİNİ BARINDIRIYOR
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de toplam 1.1 milyon hektar alanda ardıç ağacı yayılış gösteriyor. Ancak bu alanların yaklaşık yüzde 91’i zamanla tahrip edildiği için bozuk orman niteliğinde. Yalnızca Göller Bölgesi, Akdeniz ve Ege Bölgesinin bir bölümünde 250 bin hektar civarında verimli ardıç ormanlarına sahibiz. Yüzde 82’si boz ardıç, yüzde 15’i yağ ardıç, yüzde 3’ü ise servi ardıçlarından oluşuyor. Isparta, 216 bin hektar ardıç ormanı bulunan Konya’nın ardından 132 bin hektarla Türkiye’nin tüm ardıç ormanlarının yaklaşık yüzde 12’sini barındırıyor. Isparta’yı 123 bin hektarla Mersin takip ederken Amasya’da 96 bin, Antalya’da ise 88 bin hektar civarında ardıç ormanı bulunuyor. 

Ancak ardıç ormanlarının en yoğun olduğu bölgeler aynı zamanda mermer ve taş ocağı ruhsatlarının da en yaygın olduğu bölgeleri kapsaması, oldukça değerli bir tür olan ardıç ağaçlarını tehdit etmeye devam ediyor.
Kaynak;Yusuf Yavuz (Odatv.com) 

Beylikdüzü / İstanbul 
Gsm: 05327757631




26 Kasım 2016 Cumartesi

KANSER OLMAMAK İÇİN ALKALİ OLUN !!!



ALKALİ OLMAK YA DA FAZLA ALKALİ OLMAK HİÇ BİR HASTALIĞA SEBEP OLMAZ!!

Kandaki pH seviyeniz ölene kadar değişmez.

Vücudunuzda asitleşme fazlalaşmaya başlar ve alkali rezervleriniz yoksa erimeye başlarsınız. Dokularınız erir ve bu sizin hiç hoşunuza gitmeyecek bir acı vermeye başlayacaktır.

Vücudunuz '' ERİYORUM ERİYORUM DEMEYE BAŞLAR. (KANSER HASTALARINA ACI ÇEKMELERİNİN NEDENİ DE ASİTLERİN YAYILMAYA BAŞLAMASI ÇÜNKÜ ASİTLERDEN DOLAYI DOKULAR ERİRKEN ÇOK ŞİDDETLİ AĞRILAR ÇEKMEYE BAŞLIYORSUNUZ) İÇTEN İÇE ERİMEYE BAŞLARSINIZ.''

Kandaki pH değerini test etmeniz gerekmez ama idrardaki pH'ınızı test edebilirsiniz.

Bunun için digital satılan pH ölçerler var yada pH kağıtları var bunlardan edinip idrarınızı ölçebilirsiniz. Sağlıklı olmak istiyorsanız pH seviyenizin 7.365 yada üstü tutmanız gerekir.

Şimdi bu video'da daha önce anlatmış olduğum pH la ilgili bilgiler var.

Video'da Doktor Young Geleneksel Tıp idrardaki pH ın referans aralığının (Amerika da) 5.5 - 8.5 arasında alındığını anlatıyor ( Bizde bu değer yani Türkiye'de 5 - 7 arası.) Sonra Doktor Young anlatmaya devam ediyor ..
Sabah test ettiğimiz İdrar bize son 24 saati nasıl yaşadığınızı gösteriyor.
Eğer yaşınızı aldıysanız ( burada yaş belirtmiyor ama genç değilsiniz yani )dün partiye filan katılıp asidik gıdalar tükettiyseniz ve çok fazla alkol aldıysanız sabah idrarınızda ki pH seviyeniz 5 civarı çıkacaktır. Ama gençseniz ve alkali rezerviniz fazlaysa o zaman idrar testiniz de bu rakam 8.5 çıkacaktır.

Eğer alkali konusunda bilinçli iseniz ve alkali seviyenizi artırmaya çalışıyorsanız pH seviyenizi 8.5 a 9.5 HATTA 10.5 HATTA HATTA 11 E KADAR YÜKSELTEBİLİRSİNİZ.

EĞER PH SEVİYENİZ 5 - 6 CİVARLARINDAYSA HÜCRELER SAĞLIKLI KALAMAZ ÇÖKMEYE BAŞLARLAR.

KANSER HASTALIĞI İDRAR PH INIZ 5.5 OLDUĞUNDA VÜCUDUNUZDA BAŞLAMIŞ DEMEKTİR!!!

( William D. Kelley, D.D.S., M.S. nin one answer to cancer kitabının yazarı eğer kanserseniz bunun doktorunuzun anlaması 4 - 5 yıl alır diye yazmıştı ve kanserin sinsi haraket ettiğini söylemişti .. demek bundan dolayıymış) .
EĞER İDRARINIZDA Kİ PH SEVİYENİZ DEVAMLI 5 CİVARINDA SEYREDİYORSA YADA ÖĞLEN CİVARI YAPTIĞINIZ İDRARINIZ DÜŞÜKSE O ZAMAN ALKALİ YETERSİZLİĞE YAKALANMIŞSINIZ DEMEK TİR. EĞER YATTIKTAN SONRA 2 - 3 DEFA İDRAR A ÇIKIYORSANIZ VÜCUDUNUZ ASİTLERİ VÜCUDUNUZDAN ATMAYA ÇALIŞIYOR DEMEK TİR. EĞER SABAH SAAT: 02:00 CIVARI İDRARINIZI TEST EDERSENİZ VE BU 5 CİVARINDA ÇIKIYORSA ALKALİ REZERVLERİNİZ TÜKENMİŞ ASİDOZ BAŞLAMIŞTIR. BU DURUMDA PH SEVİYENİZİ YÜKSELTMENİZ GEREKİR. ALKALİ GIDA VE İÇECEKLERLE BUNU YÜKSELTEBİLİRSİNİZ.

ALKALOZ OLMAK BİR HASTALIĞA YOL AÇMAZ.

ÇOK FAZLA ALKALİ OLMAK HİÇ BİR RAHATSIZLIĞA SEBEP OLMAZ.


KAYNAK; Vedat MİLAR sayfasından alıntıdır....


AZ VEYA ÇOK ALKALİ OLUN, KANSER OLMAYIN !!!




Yemyeşil Aktar Baharat
Beylikdüzü / İSTANBUL










23 Kasım 2016 Çarşamba

KANSERE ÇARE; Işkın Otu .....



ABD'deki araştırmada, Anadolu'da yayla muzu olarak da bilinen 'ışgın' isimli sebzenin kanser hücrelerinin gelişimini durdurduğu ortaya çıktı.

ABD'nin Atlanta Üniversitesi'nde iki aşama hâlinde yapılan deneyler fareler üzerinde gerçekleştirildi. Işgında bulunan parietin isimli kırmızı pigmentler kanser hücrelerine enjekte edildi. Sadece iki gün içinde kanser hücrelerinin yarısının öldüğü görüldü. Pigmentlerin modifiye edilmiş bir çeşidinin de tümörlerin gelişimini azalttığı belirlendi.

Araştırmadan çıkan bu bulgu yeni bir kanser ilacının da habercisi. Uzmanlar ışgından yapılmış kanser ilacının birkaç yıl içinde kanser tedavisinde kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak her ne kadar deney sonuçları olumlu olsa da ışgının ilaca dönüştürülmesi için birçok yeni araştırma yapılması gerektiği belirtiliyor.


Işgınla ilgili yapılan keşif bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İngiliz Daily Express gazetesinde "Işgın hayatınızı kurtarabilir " başlığıyla yayımlanan haber dünya basınında büyük yankı buldu.
İki günde kanser hücrelerini öldüren sebze
ANADOLU'DA ÇOK TÜKETİLİYOR..
Kuzukulağıgiller familyasından olan ışgının Latince ismi Rheum ribes. Işgın Anadolu'da ışkın, aşgın, aşkın, eşkin, eşgin, ıçgın, ıçkın, uçgun, uçkun, uşgun ve uşkun isimleriyle de biliniyor.

Doğu Anadolu bölgesinde ise yayla muzu ve dağ muzu olarak da bilinen bu sebzeye yetiştiği yöreye göre Van muzu ve Hakkâri muzu gibi isimler de veriliyor.

Işgın, Güneybatı Asya'nın ılıman ve subtropikal bölgelerinde yetişiyor. Tozlaşması rüzgârlarla olan ve kendi cinsinin diğer türleriyle melezlenebilen ışgın tıbbi bitkiler sınıfına girdiğinden farmakolojik araştırmalarda çok sık kullanılıyor.
Çiğ olarak yenen, zeytinyağlı, yumurtalı yemeği ve reçeli de yapılan ışgın oldukça farklı tariflerde kullanılıyor. Ancak Türk botanik bilimciler bilinçsiz ve uygun olmayan yöntemlerle toplanan ışgının Anadolu'da yok olma tehlikesi altında olduğu uyarısını yapıyor.
İki günde kanser hücrelerini öldüren sebze;
İngilizlerin araştırmasına göre de, kanserli hücrelerin gelişmesini önlüyor.

İngiliz bilim adamları yaptıkları araştırmada, Türkiye’de özellikle Elazığ, Bingöl, Tunceli, Erzincan, Siirt, Bitlis, Muş,Van, Ağrı ve Erzurum’da doğal olarak yetişen ’Işkın’ın(Rıbes) kanserle mücadelede çok etkili olduğunu, bu bitkinin kanserli hücrelerin gelişmesini önlediğini ortaya çıkardı.

Sheffield Hallam Üniversitesi’nin araştırmasına göre, Işkın’da diğer kırmızı sebzelerde olduğu gibi kanseri önlemeye yardımcı olan kimyasal maddeler bulunuyor. Polifenol adlı bu kimyasal maddeler başta lösemi olmak üzere birçok kanser türünü önleyebiliyor.

Araştırmayı yürüten Sheffield Hallam Üniversitesi Biyomedikal Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Nikki Jordan-Mahy, Daily Telegraph gazetesine, “Araştırmalarımız Işkın’ın özellikle pişirildiğinde polifenol miktarı bakımından oldukça zengin olduğunu gösterdi. Bu bitkiden elde edeceğimiz polifenollerle oluşturulacak bir ilaç da kanserle mücadelede kullanılabilir” diye konuştu. İngiltere’de oldukça popüler olan Işkın’ın sapları ve kökleri tüketiliyor. Ülkede bu bitkinin, pastası, tartı ve kokteyli yapılıyor.

Bilimsel olarak Ravent adı ile bilinen yurdumuzun Doğu Anadolu bölgesi’nde ve Beyhan beldemizde yetişen Işkın (Rıbes) Karabuğdaygiller familyasındandır. Serin ve dağlık yerleri seven çok yıllık otsu bitkilerdir.

Anayurdu Uzakdoğu olan raventlerin ülkemizde Işkın adlı tek türü yetişir. Tıbbi ravent (R. officinalis) adlı türünün anayurdu Tibet ve Çin’dir. Eski zamanlardan beri Çinliler tarafından kullanılan bu bitki, Eski Yunan ve Eski Romalılarca da biliniyordu.

Günümüzde ise Avrupa’da Tanen ve kokulu esansları içerdiğinden reçeli yapılır. Suyu bazı aperatiflere katılarak lezzet artırıcı olarak da değerlendirilir. İngiltere’de bu bitkinin, pastası, tartı hatta kokteyli bile yapılıyor. Bu bitki 30-70 cm arasında bir uzunluğa sahip, az yassı 1-3cm enindedir. Bitkinin kaba yaprakları oldukça büyüktür ve bitkinin tabanında toplanmıştır. Bitkinin tepesinde sarıçiçekleri başak şeklindedir.

Kayalık , dağlık yerlerde ve yamaçlarda doğal olarak yetişen Işkın (Rıbes) halk arasında doğunun muzu olarak da bilinir. Mayıs ayının ilk haftasından Haziran ayının ilk haftasına kadar geçen dar bir zamanda bulunan Işkın doğal olarak yetişir ve tohumlarıyla çoğalır. Hafif mayhoş bir tadı olan ışkının yenen kısmı genç sürgünleridir.
Yaklaşık 20-30 günlük süre boyunca toplanarak satılan bu sürgünler Çiğ halde kabuğu soyularak sade, tuzlanarak veya şekere bandırarak yenir. Işkın(Rıbes) adıyla bilinen yeşil renkli mayhoş kökten uca doğru tadı ekşileşir. Lif oranı yüksek bir bitki olduğundan kabızlığa, şeker hastalığına ve mide hastalığına iyi gelir. Sebze olarak “Işkın'lı Yumurta”, “Işkın'lı Kapuska” gibi çeşitli yemekleri de yapılır.  


22 Kasım 2016 Salı

TROİD BEZİ RAHATSIZLIKLARINDA MUCİZE BİTKİ ZENCEFİL !!!!!




TROİD BEZİ RAHATSIZLIKLARINDA MUCİZE BİTKİ
ZENCEFİL !!!!!



Troid bezinin çok çalışması ve ya az çalışmasının tedavisinin yanısıra HAŞİMATO TROİDİ adı verilen troid bezi iltihaplanmasına yardımcı (ilaçsız) tedavi şekli taze sıkılmış ZENCEFİL SUYU'dur. 



Kullanım (1 ay süresince):
Sabah: 1 çorba kaşığı  ( Aç Karnınıza)
Akşam: 1 çorba kaşığı ( Aç Karnınıza) 


Hazırlanışı:
Büyük marketlerden tedarik edeceğiniz taze zencefili yıkadıktan sonra rende yardımıyla suyunu elde edebilirsiniz.

Her defasında taze olarak suyunu elde etmelisiniz...
Suyu çıktıktan sonra geriye kalan posasını tülbentin içine yayarak nodüllerin üzerine kompres yapılmasında büyük fayda vardır..


Not: 
Taze zencefil suyu oldukça acıdır.
İlk defa zencefil suyunu kullanacaklar başlangıç itibari ile tadından dolayı sıkıntı yaşayabilirler. Fakat zaman içinde Faydasını gördükçe bundan bile keyif alacaksınız...
HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR ...  Ancakkkkk !!! Zencefilin Kan sulandırma özelliği olduğundan kan sulandırıcı ilaç kullananların zencefil aldıkları sürece bu ilaçları almaması ve Doktorlarına danışarak bu tedavi hakkında bilgi vermelerinde fayda vardır.

 YEMYEŞİL AKTAR BAHARAT 


20 Kasım 2016 Pazar

ALERJİK ÖKSÜRÜĞÜN NEDENLERİ !!!


Öksürük solunum yolları ve akciğerin en önemli korunma mekanizmasıdır.
Solunum yollarına kaçan her türlü zararlı madde,allerjen,mikrop,cerahat kalıntısı bu yolla vucudumuzdan uzaklaştırılır. Bu nedenle gerçek hastalığı tedavi etmeden, öksürük şurupları ile öksürüğü kesmeyi denemek en önemli korunma ordusunu işe yaramaz hale getirmeyi denemek gibi yorumlayabiliriz.

Allerjiklerde ,öksürük allerjenden kurtulmak için arka arkaya öksürerek hava yolu allerjenlerini atmaya çalışır. 
Bu öksürük o kadar güzel belirti verir ki,hasta allerjeninle karşılaştığı gibi burnu kaşınmaya,su gibi akmaya başlar. Bazen gözlerde kaşınarak göz yaşarması olur. 
Ama hastaların en büyük şikayetleri boğazlarına toz kaçmış hissiyle tekrar tekrar öksürürler. 
Hatta öksürmekten nefes almaya vakitleri kalmaz. 
Boğulur gibi olurlar. 
Bilhassa ev tozu akarı allerjilerinde bu şikayetler gece ya da sabaha karşı artar. 
Öğleden sonra daha rahattırlar. 
Bu öksürük gıcık tarzındadır. 
Sonuçta balgam çıkmaz ya da çok az ve çok yapışkan ufak balgam çıkar ki sonra hasta bir müddet rahat eder. 
Toz akarı allerjisinde şikayetler bütün yıl sürmesine rağmen,hafif vakalarda yaz aylarında şikayet yoktur.  
Polen allerjisinde şikayetler polen mevsimine göre farklılıklar gösterir.

Boğazına toz kaçmış gibi hissettiklerinden bu hastalar KBB ye gittiklerinde kronik farenjit tanısı yada geniz akıntısı tanısını alırlar. 
Halbuki uzun süren geniz akıntısının tek nedeni vardır. 
O da solunum allerjileridir. 
Hastalar varilen ilaçlarla rahatlarlar. Ama ilaçların etkisi geçince şikayetler tekrar eder.
Kökten tedavi bu şikayetler uzun sürmüşse mutlaka planlamak gerekli. 
Hastalığa neden olan solunum allerjeni tesbit edildikten sonra,tedavi edilebilir bir allerjense tek kökten tedavi projesi olan (SİT) denemek gerekli. 
Çünki bu bir şans ,kullanamazsak sonuçta hasta birkaç yıl sonra tedavi edilemiyecek kadar değişik allerjenlerde hastalığa katılacaktır.
********************************************
Halı kılları üzerinde görülen akar kakaları,ılıman bölgelerde allerjik öksürüğün en sık nedenidir.
******************************************** 


İLAÇ KILIĞINDA ZEHİRLİYORLAR !!!





İlaç kılığında zehirliyorlar.
İnsanlığın ruhunu tükettiler ,
Şimdi de canına kastediyorlar...
Kendi ağızlarından dinleyelim...
Dr. Kilde: "Domuz Gribi Aşısı Yalan, Dünya Nüfusunun 3'te 2'sini Öldürmek İstiyorlar."
Finlandiya’lı Dr. Rauni Kilde’den domuz gribi hakkında çok çarpıcı açıklamalar…
Kilde; “Dünya nüfusunun üçte ikisini öldürmek istiyorlar” dedi ve dünya karıştı..
Finlandiya’da Lapland bölgesinin eski Sağlık Bakanı Dr. Rauni Kilde’den domuz gribi hakkında çok cesur açıklama. Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu söyleyen Dr. Kilde,
“Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor, bu nedenle önce küçük çocuklara ve hamile kadınlara uygulanması öneriliyor” dedi.
Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.
Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.
Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde, “Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir”
“Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?”
Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu. Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.
KONUYLA İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Danimarkada cocuklara yapilan Di-Te-Ki-Pol-Hib- aşısı 4 ay icinde yaklasIk 500 Çocukda cidde yan etkiler rastlanmis...!!
Berlingske gaztesi bu Yılın başından buyan (2016 Ocak ayindan- nisa ayina kadar) Yüzlece Çocukların vurulmuş olduğu Di-Te-Ki-Pol-Hib-Asilarda kullanilamakta olan aluminyum ve bazı maddeler, Çocuuklarda ciddi derecede alerji ve yan etkileri gözükmekte olduğunu yazmiş.
Ocak ayından Nisan ayina kadar aşı olan 373 cocuk tazminat hakkında kazanmiş, tazminat olara 25.000 kr. Verlimekte olduğunu, toplam 500 çocuk tazminat hakkına sahib olduğunu yazmış gazete. Kaynak: http://jyllands-posten.dk/…/flere-hundrede-boern-faar-erst…/
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
NOT AB ÜLKELRINDE ÇOcUKLARA AŞI VURDUMAK GİBİ MECBURIYETI YOKTUR!
SON YILLARDIR GENÇ KIZ VE EKEKLER UYGULANMAKTA OLAN HPV AŞISINI YAPTIRMADAN ÖNCE 1 DEĞİL 2 KERE DAHA DÜSÜNÜN
"RAHİM AĞZI AŞISI (HPV) GENÇ KIZLARIN YUMURTALIKLARINI VE ÜREME SİSTEMLERİNİ BOZUYOR!" https://www.facebook.com/helaltuketim/photos/a.768011086559811.1073741826.197158923645033/1242018535825728/?type=3&theater
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Bazı ilaç, Aşı ve Kozmetik gibi ürünler içinde insan ceni kullanıldığını biliyormuydunuz....!? https://www.facebook.com/helaltuketim/posts/1222776221083293
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Aşı hakkında yapılan arastirma kaynak Danca: http://www.helseurt.com/vaccinationsskader/
Aşı hakkında ingilizce: MUTLAK İNCELEYİN VE VIDEO İZLEYİN http://www.naturalnews.com/048691_vaccine_damaged_children_…#
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::


Fransız doktor Le Houezec'e göre ülkede 1992'den itibaren yapılan hepatit B aşısı, aynı zaman aralığında MS vakalarında yaşanan hızlı artışa yol açtı
Fransa'da son 20 yılda ani bir artış gösteren multipl skleroz (MS olarak bilinen beyin ve omuriliği tutan özbağışıklık hastalığı) hastalığıyla hepatit B aşısı kullanımı arasında ciddi bir bağlantı olduğu tespit edildi. Dünyaca ünlü bilim dergisi Springer'de konuyla ilgili bir makale kaleme alan Fransız uzman Dr. Dominique Le Houezec, 1990'lardan bu yana kitlesel olarak uygulanan hepatit B aşılarının, MS vakalarında görülen ani ve hızlı artışta birinci derecede etken olduğunu iddia etti.
22 YILLIK VERİLERİ TARADI 
Makalesinde, Dünya Sağlık Örgütü'nün tavsiyeleri doğrultusunda 1992'den itibaren Fransa'da hepatit B aşısı uygulandığını hatırlatan Dr. Dominique Le Houezec, 1994 ila 1997 arasında en az 20 milyon insanın aşılandığını belirtti. Aşının yapılmasından sonra MS vakalarında görülen artışa ilişkin verileri ayrıntılı şekilde inceleyen Dr. Le Houezec, MS hastalığı artışının rakamlarla da teyit edildiğini örneklerle gösterdi. 1993'te MS hastalığı vakasının 2 bin 500 dolayında olduğunu vurgulayan bilim adamı, 1996'dan itibaren yeni vaka sayısının 4 bin 500'e tırmandığını ve o seviyede sabit kaldığını açıkladı. Hepatit B ile MS hastalığı artışı arasındaki dikkat çekici bağlantı, ilk kez 1998'de Fransız basını tarafından ele alınmıştı. O tarihten bu yana birçok çalışmada atıf yapılan bu durum, Dr. Le Houezec'in makalesiyle bir kez daha ortaya konmuş oldu.
Lisanslı bir grip aşısında neden tavuk böbreği, insan ceni, maymun dokusu, fare beyni hücresi, flor, cin tuzu, sade vatandaşları olarak “bilimsel aydınlanma” hakkımızdır.
Aşıların... içinde neler yok ki?
Bu hayvan doku örnekleri bizim anladıklarımız, listede ismini bile duymadığımız düzinelerce kimyasal madde var, bütün bunların ne anlama geldiğinin araştırmasını ülkemizdeki saglik bakalinindan bekliyoruz.
BU İKİ ÖNEMLİ TABLOYU KONTROL EDİNİZ
İLGİLİ AŞI HABERLERİ-1 

http://www.scribd.com/doc/49937006/Excipient-Table-1#scribd

KAYNAK: https://www.facebook.com/helaltuketim/photos/a.768011086559811.1073741826.197158923645033/1282319921795589/?type=3&theater 


18 Kasım 2016 Cuma

KANSERDEN KORUNMANIN EN KOLAY YOLU !!!

Kanserin gerçek nedenini bulan Nobel ödüllü Dr. Otto H Warburg, kanserin temelinde yatan sebebin oksijen eksikliği olduğunu tespit etmiştir. Oksijen eksikliği, vücudun asit seviyesinin yükselmesine neden olur. Dr. Warburg ayrıca kanser hücrelerinin anaerobik olduğunu (oksijen ile nefes almadıklarını) bulmuştur; yani vücudun alkalin durumu gibi yüksek oksijen içeren durumlarda yaşayamazlar.
Yediğimiz yiyecekler, vücudumuzda uygun pH seviyesini sağlamakta hayati bir önem taşır. pH dengesi, vücudunuzun tamamındaki sıvılarda ve hücrelerde asit ve alkali arasındaki dengedir. Vücudunuz, hayatta kalabilmek için, kandaki pH seviyesini hafif alkali bir seviye olan 7.365 noktasında dengede tutmak zorundadır. Maalesef, günümüzdeki tipik beslenme şekli işlenmiş şekerler, rafine edilmiş tahıllar, genetiğiyle oynanmış organizmalar gibi zehirli ve asit oluşturan yiyeceklerle doludur. Bu da, sağlıksız, asidik bir pH oluşmasına neden olur.
Dengesiz bir pH, hücresel aktiviteleri ve fonksiyonları kesintiye uğratabilir. Fazla asidik bir pH, kanser, kalp-damar rahatsızlıkları, şeker hastalığı, kemik erimesi ve reflü gibi birçok ciddi sağlık sorununa yol açabilir.
Vücudunuzu çok uzun bir süre asidik bir durumda bırakırsanız, bu yaşlanmayı da hızlandırır. Robert O. Young, The pH Miracle (pH Mucizesi) kitabında birçok sağlık sorununun yüksek asit seviyelerinden kaynaklandığını söylemektedir. Bunun sebebi, parazitlerin, kötü bakterilerin, ve (aşırı çoğalan kandida gibi) virüslerin asitliği yüksek ortamlarda büyüyüp çoğalabilmesidir. Halbuki, alkali bir ortam bakteri ve diğer patojenleri dengeler ve nötralize eder.
Dolayısıyla, pH dengesini sağlamak, sağlığınızı olabileceği en iyi noktaya taşımak için gereken en önemli araçlardan biridir. Aşağıda yer alan tarifi kullanarak sağlığınız için önemli bir adım atabilirsiniz. 
YÜKSEK ASİTLİĞİ ÖNLEMEK İÇİN EV TARİFLERİ
Malzemeler: 1/3 çay kaşığı karbonat ve 2 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu veya organik elma sirkesi
Hazırlanışı: Tüm malzemeleri karıştırın. Asit/baz kombinasyonu anında köpürmeye başlayacaktır. Köpürme durana kadar karbonat eklemeye devam edin ve bardağı yaklaşık 250 ml suyla doldurun. Hepsini bir kerede için. Bu ev tarifi pH dengesini sağlayacak ve vücudunuzda alkali oluşturan bir ortam yaratacaktır. Mide asidine de çare olacak ve kandaki aşırı asitliği engelleyecektir.